2 Ocak 2009

Asla bahane üretmiyoruz!

Ekibimizden Tolga Serim'in, Garanti Emeklilik Yelken Klubü'ne ve İstanbul Life degisine verdiği röportajlardan derleyerek aktarıyoruz:


Bu ay yelken meraklıları için Garanti Bankası Shop&Miles'ın sponsorluğunda gerçekleştirilen Bosphorus Cup 2008'in galibi ve bu galibiyetle Türkiye'yi St. Tropez yarışlarında temsil eden Toka Yelken Ekibi'nin üyelerinden Tolga Serim ile yelkencilik ve hobinin profesyonelliğe ve başarıya dönüşmesi üzerine konuştuk.

Yelken sporuna ne zaman başladınız?
Yelken ile tanışmam eskilere dayanıyor, belki on yıl olmuştur. 2008 yılı başında teknemiz suya indiğinden beri, yelken hayatımızda ciddi bir yer aldı ve durmadan yarışıyoruz.



Öğrenme sürecini biraz anlatabilir misiniz?
Bu süreç, paralel olarak işleyen iki kanaldan oluşuyor: Teorik bilgi edinme ve deneyim kazanma. İşin teorik kısmı için temel bilgiler edinmek yeterli. Doğru kaynaklara ulaşıldığında bu çok kısa bir zaman alıyor. Yani yelkenli teknenin nasıl işlediğini anlarsanız, tekne üzerinde çalışmaya başladığınızda bilgi desteği size zaman kazandıracaktır. Ulaştığınız kaynaklar size bu işi dünyanın en zor işiymiş gibi karmakarışık anlatıyorsa, zaman kaybetmeden anlaşılır şeylere ulaşın ve denizciliği, yelkenciliği, mühendisliği birbirinden ayırın. Temel olarak teknede iki yelken var ve bunlar rüzgarı bölerek basınç farklılığı yaratıyor. Basınçlar arası oluşan kuvvet ise tekneyi su üzerinde itiyor. Bundan sonrası, ekip içerisinde aldığınız görevi tanımak ve zamanla kendinizi geliştirmek.

Sizce bu sporun en önemli üç kuralı ne?
Kurallar hep güvenlikle ilgili. Bu bir takım sporu, o yüzden tüm parçalar tam işlemek zorunda. Çünkü diğer takım sporları gibi, yapılan hatalar sadece müsabaka kaybettirmiyor. Sonuç olarak denizdesiniz ve yarış kaybetmek ilk korkunuz olmamalı.

Ekibiniz nasıl kuruldu?
Ekibimizin ismi Toka. Ama bizim için bir isimden çok bir fiil. Kardeşlerden ve yakın dostlardan oluşan bir ekip. İki yıl önce böyle bir oluşum planladık ve hayata geçirdik; geçen sene ilk senemizdi ve çok iyi sonuçlar aldık. Birbirimizi iyi tanıyor ve anlıyoruz.

Bosphorus Cup yarışlarıyla ilgili görüşlerinizi alabilir miyim?
İstanbul’un en güzel yarışı diyebiliriz. Parkur muhteşem ve organizasyon eksiksiz. Yarış nefes kesici. Her yelkencinin katılmak isteyeceği bir yarış. Bodrum’da yapılan ikinci ayağı için de aynı şeyler geçerli. Ve sonunda bu iki yarışı da kazanan takımın Les Voiles 2008’e gidecek olması da gerçek bir kazanç.

Shop&Miles sponsorluğunda düzenlenen Bosphorus Cup'ı siz kazandınız ve bu sayede St. Tropez'deki yelken yarışlarına katıldınız. İlk kez uluslararası bir yarışa katılmışken, 42 tekne arasında 8. oldunuz. Bu başarıyı neye borçlusunuz?
M.A.T. 12 ve Toka Yelken Ekibi bir proje. Teknemiz Türk yapımı bir tekne, ortaklarımızdan Cem ve Alp'in başında oldukları tersanede üretiliyor. Daha önce ürettikleri teknelerin başarıları da inanılmaz. Bu sene M.A.T. 12 ile girdiğimiz 14 yarışın 10'unda birinci olduk. Toka 9 kişiden oluşuyor ve ekipte yer alan herkesin eskiye dayanan dostluğu var. Bu işten keyif alma durumunu ciddiye alıyoruz, devamlı antrenman yapıyoruz ve yarışıyoruz. Aslında ekip daha bir yaşını bile doldurmadı ama motivasyonlarımız güçlü ve en önemlisi bir ekip olmayı becerebiliyoruz. M.A.T. 12 yarışçı ama aynı zamanda çok konforlu bir tekne. Yani iyi bir ekip olup elinizden geleni yaparsınız ama tekne yürümez. M.A.T. 12 yürüyor, hem de sizi yukarı çekerek… Bu da motivasyonu hep yükselten bir şey. Konfora gelince; kamaralarımız, mutfağımız, duşumuz hepsi herhangi bir gezi teknesinde bulabileceklerinizden fazlasını sağlıyor bize. Sonuç için ise şunu söyleyebilirim: Biz Türk Bayrağı taşıyoruz. Bunun yerine başka bir bayrak seçseydik, kanuni düzenlemeler sebebiyle maddi olarak çok daha az bir yükü olacaktı. Ama başından beri bunu tercih ettik. Uluslararası bir yarışa gidip başka bir bayrak taşımak bizim bakış açımıza uymadı. Çok iyi bir teknemiz ve onun üzerinde takım olmayı becerebilen ve devamlı gelişen 9 kişi var. St. Tropez'deki derecemizden memnunuz. Asla bahane üretmiyoruz, “daha iyi nasıl olur?”u sorguluyoruz. Çok iyi ekiplerle yarıştık; işi sadece bu olan, uzun zamandır o coğrafyada yarışan, suları, rüzgarı tanıyan ekiplerle... Daha iyisi de olacak, buna inanıyoruz.

St Tropez'de yarışta olmak size ne hissettirdi?
Çok heyecan duyduk. Efsane isimler ve efsane tekneler ile aynı sularda yarışmak keyifliydi. Çok iyi ve sıcak yaklaşımlar vardı. Yarış öncesi, diğer yarış teknelerinden insanlar bizim teknemize gelip görmek istediler. İyi derecelerden sonra ilgi daha da arttı. M.A.T. 12'deki ve bizim kıyafetlerimizdeki Türk Bayrakları hem oradaki Türklerin hem de yabancıların ilgisini çekti. Bunların ülke tanıtımına katkısı olduğunu düşünüyorum. Bu arada bize destek veren Shop&Miles'a ve organizasyonu yapan Orhan Gorbon'a teşekkür ederiz. Desteklerini hep hissettik. Bunun bir başlangıç olduğunu düşünüyoruz, daha iyi dereceler de gelecek.

Bu yarışlara katılabilmek için ne gibi özelliklere sahip olmak gerekir?
Denizde olduğunuz için temel bilgilere sahip olmalısınız. Bu eğitimi veren birçok kuruluş var. Sonrasında bir ekip bulup, onlarla yarış antrenmanına çıkmanız gerekiyor. Yeteri kadar istekliyseniz, zaman ve çalışmayla öğrenebileceğiniz bir konu.

Yelken yarışlarında güç mü daha fazla avantaj sağlar, tecrübe mi?
Bu boyutlarda bir teknede yarıştığınız zaman güç tabii ki önemli. Bizim teknemiz 12 metre 45 cm, bu boy, orantılı olarak yelken boyutlarını ve kuvvetleri de arttırıyor. Yani belli bir kuvvet ve kondisyona sahip olmanız gerekli, ama en önemli faktör bu değil. Tecrübe ve ardından takım olabilmek çok daha önemli. Her şey birbirine bağlı; bireysel olarak yapılan bir hata teknenin hızını ya da konumunu etkileyebilir.

Yarışlar dışında en uzun süren deniz tecrübenizi anlatır mısınız?
Bu yarışa katılmak için, ekipten Ali Somer ve iki sevdiğimiz dostumuzla Datça-St. Tropez yolu yaptık. 1500 deniz miline yakın bir yol kat ettik. Aşağı yukarı aynı yolu iki yıl önce kışın aldık, ortalama 15 gün sürdü. Müthiş keyifliydi. Önünüzde o kadar uzun bir yol var ki her şeyi öğrenmek için, müthiş bir fırsat yaratıyor.

Bu sporun az ilgi görmesiyle ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?
Bu sporun az ilgi gördüğünü düşünmüyorum. Bosphorus Cup’ta Boğaz’ın her iki yakasında da insanlar izlemek için kıyılara gelmişti. Sonuçta bu iş para kazanılan bir iş değil; tüm dünyada sponsorlarla yürüyor. Ülkemiz için henüz bunu söyleyemeyiz. Şirketler klasik modellerle iş yapma yaklaşımında; ben bu kadar para verirsem bana nasıl dönüşü olur sorusuna henüz yanıt bulamıyorlar. Zamanla bu sorular yanıt bulacak kanısındayız. Biraz zaman meselesi.

Yeni başlayanlar için tavsiyeleriniz nelerdir?
Plan yapmadan, ertelemeden, denemeden sadece başlasınlar. Herhangi bir kitapçıdan kaynak bulabilirler. Ayrıca yarışlar tüm yıl devam ediyor, birilerini bulup onlara katılabilirler. Yelken kulüpleri ile bağlantıya geçip eksiği olan ekiplere katılabilirler. Sevip sevmeyecekleri, bir-iki antrenman veya yarış sonunda ortaya çıkacaktır. Sevecekleri şey, rüzgâr, su, enerji, dostluk, eğlence ile ilgili bir şey…

Gelecek hedefleriniz neler?
Ekip olarak daha çok uluslararası yarışlara katılmak ve iyi dereceler yapmak istiyoruz. Yaz-kış yarışıyoruz, buna devam edeceğiz ve burada yarıştığımız değerli ekiplerle kapışmayı sürdüreceğiz.

Tolga Serim kimdir?
1972'de Eskişehir'de doğdu. Görsel iletişim tasarımı üzerine meslek sahibi. Yaklaşık on senedir yelken sporu ile ilgileniyor. Yelkeni en az mesleği kadar ön planda tutan ve bu alanda profesyonelleşen Tolga Serim, İstanbul ve Datça'da yaşıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme