27 Temmuz 2009

DZKK 2009 ve DEYH 2009 yarışları

Deniz Kuvvetleri Kupası 2009 ve Doğu Ege Yelken Haftası 2009 yarışlarında yaşadıklarımızı aktarmak için şimdi Cem'e bağlanıyoruz...



DZKK 2009

1. etap: İstanbul - Bozcaada

Uzunca süren katılalım - katılmayalım tartışmalarının ardından yarış günü kendimizi Fenerbahçe Marina'da buluyoruz. İlk kez bir önceki gün antreman yapmadan yarışacağız. Sabah erken saatlerde İstanbul ekibi tekneyi boşaltıp, Tolga'nın aracına yüklemişler, çok hoş bir sürpriz. Diğer ekiplerin aksine aracımız ile yarış haftası bittikten sonra buluşacağız ve bu sayede yaklaşık on gün süresince aynı kıyafet ile yaşanabileceğini ıspatlamış olacağız.


Start hattına doğru ilerlerken son hazırlıklar tamamlanıyor, dalgalı havada pupa seyirlerde hafif deplasmanlı teknelere karşı şansımızın olmamasına rağmen ekip keyifli. Yalnızca Tolga 42 saat boyunca balon trimi yapacağını sanki hissetmiş gibi bir ruh haline sahip.

Start düdüğü ile birlikte Haldun'un uyanmış olabileceği endişesi içimizi kaplıyor (Haldun yakalandığı uyku hastalığı ile ciddi mücadele içersinde ancak hastalık sürekli galip), neyse ki korkularımız yersiz çıkıyor.

Birkaç saatlik keyifli seyrin ardından duvara tosluyoruz. Buradan finish hattına kadar yapacağımız en yüksek sürat 0,5 knot!

Havanın kararması ile birlikte çokoprens, ekmek ve mavi boyalı sudan oluşan yemeklerimizi yiyoruz. Teşekkürler Müştak. Yemesi için Haldun'u uyandırmaya kıyamıyoruz.

Gece boyunca 1-2 deniz metresi yol almaktan dolayı şaşkınlık içersindeyiz.

Güneş doğarken Hoşköy önlerindeyiz. Güneş yükselirken bu günün nasıl geçeceğini aklımıza getirmemeye çalışıyoruz. Öğlen yine Hoşköy önlerindeyiz, çokoprens, ekmek ve turuncu boyalı sudan oluşan enfes kumanya bizi hayata bağlayan tek şey. Bu yerel lezzetlerin korunması için bazı girişimlerde bulunmak gerektiğini düşünüyorum.

Hava kararırken kendimizi Çanakkale Boğazı'nın girişinde buluyoruz, Haldun uyanıyor, şöyle bir etrafına bakınıyor ve tekrar uyuyor. Az sonra Müştak kabinde gizlice ekmek yerken yakalanıyor. İlerleyen saatlerde su ve ekmek tükeniyor, ancak bol miktarda çokoprens mevcut. Her saatbaşı şişenin kapağı ile su içiyoruz.

Akıntının da etkisiyle sabaha karşı Boğaz'dan çıkıyoruz, bu sefer de Bozcaada ışıklarına bakarak beklemedeyiz, aklımıza finiş hattına 1 mil mesafede 5 saat geçirdiğimiz Çakabey 2008 yarışı geliyor. İntihar etmek isteyenlere güçlükle engel oluyoruz.

Selim rota çalışması yapmak için kabine iniyor, geri dönmüyor. Kontrol için inen Arda gülmekten konuşamıyor. Manzara gerçekten enteresan, Selim kafasını ekranın sivri köşesine dayamış şekilde uyuyor, uyandırma çabaları sonuçsuz.

Bu arada güzel bir esinti geliyor, 5 knot süratle yaklaşık bir saat yol alıyoruz, bize fırtına gibi geliyor. Hava aydınlanırken finiş hattına birkaç yüz metre mesafedeyiz ve tabi ki çakılıyoruz. Bu arada kardeş teknemiz Barbarossa geliyor ve duraklamadan hattı geçiyor.

Yarışı süresi içinde bitirdiğimize inanamıyoruz, terk etmemiz için ısrar eden ben oldukça utanmış vaziyetteyim.

Bozcaada Limanı'nda göze ters gelen bir durum, bir kısım IRC1 dışında neredeyse tüm filo limana bağlanmış vaziyette, kendimize güçlükle yer buluyoruz !

Yarışa katılmaya son anda karar verdiğimiz için Ada'da kalan son pansiyona doğru yönleniyoruz. Ev sahibemizi gördüğümüzde asık suratlar hemen değişiyor, hoş bir sürpriz.

Öğlene doğru uyanıyoruz, tüm umudumuzu bağladığımız Gökçeada yarışının iptal edildiğini öğreniyoruz! Müştak ve Serdar kumanya için çokoprens almak üzere markete gidiyorlar, geldiklerinde açlıkla terbiye edilmenin ne olduğunu öğreniyoruz. Adambaşı 20 litre su, 20 kg civarında meyve sebze, 50 kutu konserve... Bunları Çeşme'ye vardığımızda kasabada dağıtacağız.

Akşam yemeği güzel geçiyor, hesap gelene kadar :(

2. etap: Bozcaada - Çeşme

Nihayet rüzgar :)

Starttan önce 10mm olan tackline halatını 8mm ile değiştirmemizin bedelini ağır bir şekilde ödüyoruz. Clutch kaçırıyor ve dakikalarca broştan çıkamıyoruz. Startımız berbat oluyor ve ay sonunda çıkacak dergilerde bu vaziyetteki fotoğrafımız sayfaları süsleyecek.

Kriz atlatılıyor, yola devam. Polar diyagramımızın dikte ettiği şekilde rakiplerimizin dalgalara binerek uzaklaşmalarını izliyoruz.

Öğlen yemeğimizdeki bolluk parmak ısırtıyor, ben 1,5 İskender tercih ediyorum. Müştak bir ara çokoprens teklif edince ekip kendisini denize atmaya karar veriyor.

Haldun bu etapta sert havada güvertede uyuma tekniklerini geliştiriyor, parmak ısırtacak kadar başarılı. Denize düşerse uyanıp uyanmayacağını tartışıyoruz, oybirliği ile uyanmayacağına karar veriliyor. Müştak kendine aldığı 3 somun ekmeği gizlice yerken yine yakalanıyor.

Bu etabı başka broşa girmeden tamamlıyoruz, mutluyuz.

DEYH 2009

1. koyiçi: Çeşme - Alaçatı

Çeşme'den Alaçatı'ya yarışacağız, iddialı olduğumuz bir etap. Hava sert, startta A-5 balonu tercih ediyoruz, tahmin ettiğimiz gibi kavançadan sonra Doğu'ya seyrederken çok işimize yarıyor. Rakiplerimizin aksine doğruca şamandıraya giderken dar açılarda stabilite avantajımızı da sonuna kadar kullanıyoruz. Ancak şans rakiplerden yana, havanın düşmesiyle yükseliyorlar ve bu yarışı 2. olarak tamamlıyoruz.

Bu yarışta eski dostumuz Halit, Müştak’ın yerine geliyor. Müştak, Batı sınırlarını güvence altına almak amacıyla Konstantinapolis Prensesi ile evlenmeye gidiyor, daha sonra uzun zamandır planladığı Hint seferine çıkacak ve Doğu sınırını fethetmeye çalışacaktı. Bu hareketiyle sezondan DSQ olacağının farkında değil, Ali ise zaten DNF.

Halit uzun süre antremansız kaldığını bize göstermek istercesine guy ile vince bugüne kadar yeryüzünde görülmemiş bir düğüm atıyor. Bu düğümü vaktinde çözemeseydik Ikaria Adası'nın batısından geçerek Girit'e gidecektik.

Çakabey: Alaçatı - Yalıkavak

Bu etapta da ekip değişikliği ve sessiz güç Rıdvan yerini alıyor. Halit saha kenarında beklemede.

Fourni kanalına kadar önemli bir hareket yok, şenlik burada başlıyor. 30 knot üzeri havayla ilerliyoruz, zaman zaman 35-38 görüyoruz. Havanın bir ara 26-28 aralığına düşmesi "yandık" şeklinde yorumlanıyor, gülüşmeler ve beklenen broş geliyor. Burnumuzu dalgaya kaptırıyoruz, az sonra olacakları çaresizce bekliyoruz.

Toparlanıyor ve A-5'i basıyoruz. Bir saat kadar böyle devam, havanın tekrar yanmasıyla (28 knot) balonu büyütmeye karar veriyoruz. Komedi başlıyor, broş sonrası mandarların ikisi de ters kontrada kalmış. Patentli sistemimizle mandarı aktarırken anayelken ile gırcata arasında sıkışıyor, gerisi malum hikaye, 45 dakika içerisinde "peeling" operasyonu tamamlanmış oluyor:)

Yalıkavak önlerinde yine duvara tosluyoruz, inanılır gibi değil!

Bu yarışı da aşağı yukarı tahmin ettiğimiz pozisyonda tamamlıyoruz.

2. koyiçi

Hava gariplik yapmazsa buradaki tüm koyiçi yarışlarını kazanacağımızı düşünüyoruz ve ilkini de kazanıyoruz. 1.lik yüzümüzü güldürüyor. Serdar'ın emeği büyük, bu sezon ilk kez balon mandarı tepedeki yerini alıyor. Teknedeki şaşkınlık tarif edilecek gibi değil. Ancak daha sonra yapılan analizde Serdar'ı sezon boyunca haksız yere itham ettiğimizi anlıyor ve bu sorunu tarihe gömüyoruz.

3. koyiçi

Hava gariplik yapıyor, ancak komite de inanılır gibi değil, 2,2 knot havada startı veriyorlar - bu konuda yıllardır yazılıp söylenenlere ilave edecek fazla birşey yok! Adil olmayan şartlar altında yarıştan çekilmeye karar veriyoruz. Koleksiyonumuza DSQ ve OCS'den sonra bir de DNF katıyoruz.

4. koyiçi

Açık ara 1. olduğumuz yarış bittikten sonra OCS olduğumuzu öğreniyoruz, garip olan bunu yarış esnasında rakiplerimizden birinin, diğer bir tekneye bildirmiş olması - bu bilgiyi yarış sırasında nereden aldıkları konusu bizi uzun süre rahatsız ediyor.

Sonuç:
  • Ağırlığını dalgalı pupa seyirlerinin oluşturduğu bu seriye kazanamayacağımızı bilerek girdik ve çok da iyi ettik.
  • Emeği geçenlere çok teşekkürler, Tolga sana ayrıca.
  • Daha iyi olmamızı sağlayan rakiplerimize de teşekkürler.
  • Bu ekiple yarıştığım için kendi adıma çok mutlu ve gururluyum.

Bu yarışları Google Earth ile izlemek için tıklayın.


2 yorum:

  1. seyir defterinize bayildim, ozendim,ne diyim...? gercekten okurken cok keyf aldim...

    p.s.
    sadece cokoprens mi?!?


    esrosh
    j-shaker

    YanıtlayınSil
  2. cem bey bizi güzel üslubundan uzun süre ayrı bırakmaz umarız, ayrıca buradan çıkarılacak dersler var üzerinde çalışmak lazım 'kumanyayı sağlam tut, haldun'a kahve, müştak'a tebrikler'.
    kardeş tekne

    YanıtlayınSil