Ülkemizin en güçlü yarış filosu, yelken için en olumsuz bölgede yarışıyor. Yıl içinde yapılan yarışların ağırlığı, örneğin Çeşme gibi rüzgarı sürekli olan bölgelerde olsa daha keyifli olmaz mı? Lojistik açıdan kolay görünmüyor ancak Toka Yelken Ekibi'nin tekneleriyle birlikte sürekli transfer halinde olduğunu göz önüne alırsak olmayacak iş değil. Fransa'ya bile kendi teknemizi götürmekten kaçınmadık. BAYK yarışlarına İstanbul ve Ankara Ekiplerinin katılım oranı da düşünülürse niye olmasın.
Bu yarışta sevgili Orhan da bizimle, futbol konularından kaçmak için kafa dinlemeye geldi, yanlış teknede olduğunu anlaması uzun sürmeyecek. Cumartesi sabah Ataköy Marina'da hava durumuna bakıp hiç girmesek mi acaba demeye başladık. Geçen seneki DKK yarışı anıları hala taze. Biraz tartıştıktan sonra start hattında yerimizi aldık. OCS çıkışımızı yenileyip çileli yarışımıza başladık. Hafif ancak istikrarlı rüzgarla uzun süre yol aldık. Provezza'ların kıyıya sokulmalarına anlam veremedik, ancak bu kararları onları çok ileri götürdü ve yarış sonuna kadar bu fark kapanmadı. Bizim rota seçimimiz gidişte ve dönüşte start-hedef çizgisine yakın oldu. Yarış öncesi hazırlık yapmamamızın bedelini 4.lük olarak ödedik.